fbpx

    

 

 

Pin It

Bütün bunları felaket senaryosu olarak görenler olacaktır. Biz bunları öyle olsun diye değil, gidişatı göstermek ve düzeltilmesi gerektiğini ifade etmek için söylüyoruz.

Yaz aylarında tarımsal mahsullerin hasat mevsimi olması ve dış siyasi faktörlerin yumuşaması, özellikle S400 konusunda Trump’ın yumuşak tavrı ve Fırat’ın doğusunda oluşturulması planlanan güvenli bölge  konularında ABD ile ortak hareket edilmesi dış siyasi faktörler için olumlu bir hava estirmişti. Fakat geldiğimiz noktada ABD nin yaptırımlar konusunun masada olduğunu tekrar açıklaması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuyla ilgili  ABD nin masum vatandaşlar için değil,  teröristler için güvenli bölge oluşturmak istediğini ima etmesi dış siyaseti ısıtmaya devam ediyor.

Dışarıdaki bu gelişmelerin ardından, iç siyasette AKP ‘nin ciddi bir şekilde kan kaybetmesi yeni Parti veya partilerin kurulacak olması, içeride de yatırımcılar açısından siyasi istikrarın olmayacağını ve AKP nin iktidarını kaybetmekle karşı karşıya kalacağı öngörülmeye başlandı. Yeni kurulan partiye milletvekillerinden geçecek olanların sayısı sadece tahminlerle ifade edilmesine rağmen, yapılan anketlerde görülen  iktidarın halk nezdinde de güven kaybetmesi AKP nin en büyük korkusu.

İçeride ve dışarıda yaşanan bu sebeplerde, bir iyileşme görülmemesi durumunda  Dolar kurunun 7,00-8,00 TL aralığına hızlı bir şekilde tırmanması söz konusu olabilir. Böyle bir durumda  zaten çok sıkıntılı bir süreçte bulunan imalat sanayi üzerindeki kur baskısı artacak ve iflaslar işten çıkarmalar hızla devam edecektir.

Alım gücü düşen vatandaşın para harcama kalemleri daralacak ve birikim yapamaz yatırım yapamaz hale gelecektir. Ortaya çıkan bu durum ekonomideki durgunluğu tetikleyecek ve Tam bir kısır döngüyle karşı karşıya kalabileceğimiz sıkıntılı bir sürece doğru gidiyoruz.

Tamda bu ortamda Erdoğan'ın Bakanlar kurulunu yenileyeceği konuşuluyor. Başta Berat Albayrak olmak üzere Bakanların büyük çoğunluğunun değişeceği konuşuluyor. Mesele Bakanların değişmesinden ziyade anlayışın değişmesi meselesidir. Zira ürettiğinden çok fazlasını tüketen ve aradaki tüketim farkını da ithalat yoluyla kapatan bir ülke olmamız krizden çıkabilme imkanımızın olmadığını ortaya koyuyor. 

Ülkenimizin iktisadi yapısının düzelmesi sadece dövizle faizle veya borsa ile açıklanabilecek bir konu değildir. Her alanda Tükettiğinden daha fazlasını üreten bir ülke olamadığımız sürece acı günleri hep birlikte yaşayacağız.

 

Diğer Makaleler